Özlem ve tesirin gücü

Kalp ağır bir bombardımana tutulmuş hissi ortada, etrafında boğuk sancılar. En çok acı vereni ise bir duvarlık mesafe ama yine de esirsin. Her zaman korktuğum ve dile getirdiğim şeyi yine yaşıyorum her zamankinden kısıtlı. Daha yakın daha keskin. Ne diyebilirim kurallar böyle. Bana yanlış diye -ağrı- veriyor diye herkese yanlış olması gerekmez. Gerçek ne kadar tek olsa da herkesin kendi doğrusu vardır. Benim ve hayatın önüme koyduğu doğruya sitem ediyorum ama nafile. Bir sürü şiir var çekmecede arta kalan veyahut yırtılıp çöpe atılan. Kimse görmek zorunda değil, o görmek zorunda değil; görselerde inanmak, önemsemek zorunda değiller. Kendi yanlışlarını fark etmedkleri sürece, o ; onlar hepsi aynı kalacak, tıpkı benim acım gibi. Ama olsun, ben kendimi biliyorum. Savaşacağımı bilsinler. Ayrıca da yaraların asla unutulmayacağını. Her şeye rağmen nedir bu üşümek? İki saattir kar yağıyordu tek bir titreme yoktu. Onun geleceğini duyduğumda ilk bir kar tanesi girdi göğsüme. Hafifti. Ne zaman ki karşılayacak kadar yakına geldi, resmen o zaman hiç titremediğim kadar titremeye başladım. Göğsümde kocaman ağaçlar ve kayalar hissettim. Çığ mı düşmüştü neydi? Kendimi tutamıyordum. En çok ta şimdi üşüyorum. Hiç bir zaman aynı yerde olamayacağımızı bildiğim için. Belki terimler her hissi aşamadığı için daha fazla devam etmek istemiyorum lakin, gülüşünü özlemişim.

Yorum bırakın